Bir çok insanın vesvese yüzünden namazından ve niyazından olduğunu duyarız. Derler ki: “Biz namaz kılarken aklımıza bin bir türlü vesvese geliyor, namazla ilgilimiz kesiliyor, namazın manası kalmıyor.”

Böyle bir kaygıya ve şüpheye hiç gerek yoktur. Buna benzer haller herkeste vardır. İnsan olmamız hasebiyle hayatın her türlü sıkıntıları ve düşünceleri hepimizi ister istemez meşgul eder. Olaylardan etkilenmemek mümkün değildir. Bunlar namazda da bizleri meşgul eder.

Namaz kılarken aklımız, ruhumuz Allah’la, ibadetle meşgul olması gerekirken bir yerlere dalıp gidiyoruz. Şunu çok iyi bilelim ki, aynadaki yılanın görüntüsü insanı ısırmadığı gibi namazda insanın aklına gelen şeyler de namaza hiç bir zarar vermez. Önemli olan aklına geldiği anda hemen Allah’ın huzurunda olduğunu bilip ona tekrar dönülmesidir.
Şeytan böyle durumlarda insanın içine vesveseyi koyar ve der ki, “Sen namazda başka şeylerle meşgul oldun, namazın gitti, neden boşu boşuna kendini yoruyorsun?” Seni ibadetten alıkoyar. Bu zaten şeytanın görevidir.

Bediüzzaman’a göre vesvese musibete benzer. Sen ona önem verdikçe o kendi kendine şişer. Ehemmiyet vermezsen söner gider. Gece ıssız bir yerden giderken, gözüne bir küçücük ot yığını ilişir. Sen ona şüphe ve korku ile bakarsan o nesne bir anda gözünde büyür, koca bir harman olur. Ama hiç önemsemeden yoluna devam etsen, o küçücük nesne aynen olduğu gibi kalır. Namazda aklımıza, ruhumuza gelen vesveseler de buna benzer. Bunların tamamı şeytanın desiseleridir. Tâ ki kişiyi yoldan çıkarsın, ibadetten, namazdan alıkoysun.

Şeytan önce şüpheyi kalbe atıyor, kişiyi pis şeylerle meşgul ediyor, sonra dönüp ona diyor ki, “Galiba sen bozulmuşsun.” Vesveseli adam da zanneder ki, kalbi bozulmuş, Rabbine karşı edepsizlik yapmış, bundan dolayı da ümitsizliğe kapılıyor. Hâlbuki kötüyü düşünmek kötülük yapmak değildir. Kötülük ancak kötülüğü işlemektir.

Öyle ise vesveseden kurtulmanın çaresi, vesveseye önem vermemektir. Olur olmaz her şeye kafayı takmamak, geldiği zaman da onu hemen akıldan silmek, atmaktır.

İşte böyle zamanlarda,

Okunuşu: “Eûzübillahimineşşeytanirracim” demeli ve Allah’a sığınmalıdır.
Meali: “Kovulmuş ve taşlanmış şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım.”

Sayfayı Paylaş!

Bu sayfayı arkadaşlarınla paylaş! ;)