Salâtü selâm Peygamber Efendimize (asm) tazim vazifesini yerine getirmek ve onun mübarek şefaatına nâil olmak içindir.

Peygamberimize, zaman ve vakit tayin etmeksizin icmalen salât etmek farzdır. Çünkü Cenab-ı Hak ona salât etmemizi Kur’ân’da emretmiştir.

Ayet-i kerime şöyledir: “Şüphesiz ki, Allah ve melekleri o Peygambere çok salât ederler. Ey iman edenler, siz de ona salât edin, tam bir teslimiyetle de selâm verin.”

Peygambere salât etmek sadece namazlara münhasır değildir. Namazın dışında da ona bol bol salâvat getirilir. Salâtü selâmın önemi hakkında alimlerin bir çok değerli görüşleri vardır.

Bediüzzaman Hazretlerine göre, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma salâvat getirmek, tek başıyla bir hakikat yoludur. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm nihayet derecede rahmete mazhar olduğu halde, nihayetsiz salâvata ihtiyaç göstermiştir. Çünkü, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm bütün ümmetin dertleriyle alâkadar ve saadetleriyle nasibedardır. Peygamber Efendimiz (asm) nihayetsiz istikbalde, ebediyetler ülkesinde, nihayetsiz salâvata ihtiyaç göstermiştir. Diğer yandan, Resul-i Ekrem hem kul, hem peygamber olduğundan, kulluk cihetiyle salât ister, peygamberlik cihetiyle selâm ister ki: Kulluk halktan Hakka gider, mahbubiyet ve rahmete mazhar olur. Bunu “ESSALÂTÜ” ifade ediyor. Peygamberlik de Haktan halka bir elçiliktir ki, selâmet, teslim ve memuriyetinin kabul ve vazifesinin icrasına muvaffakiyet ister ki, “SELÂMÜN” lâfzı onu ifade ediyor.

Demek, Peygamber Efendimiz’e (asm) hem salat, hem de selam göndermek üzerimize borçtur. Bediüzzaman hazretlerine gore, O’na salatü selam gönderirken “Seyyidinâ” diyoruz ki, bu ifade ile de, “Ya Rabbi! Yanımızda elçiniz ve dergâhınızda elçimiz olan reisimize merhamet et ki, bize sirayet etsin.” demek istiyoruz.

Sayfayı Paylaş!

Bu sayfayı arkadaşlarınla paylaş! ;)