İstenilen bir şeyi elde etmek için sebeplere ve çarelere baş vurmak, fiilî duadır. Çiftçinin çift sürmesi gibi. Çift sürmek, Allah’ın rahmet hazinelerinin kapısını çal-maktır. Nasıl ki, bir mahsul elde edilmek istenildiğinde, ziraî manadaki tüm sebep ve çarelere baş vuruluyor, aynen onun gibi Allah’tan da bir şey istenildiğinde sebep ve çarelere baş vurmak, fiilî duanın birinci ve önemli bir basamağıdır.

Yüce Allah’ın, “Savaş için gereken hazırlığı yapın” ayetinde buyurduğu gibi; sa-vaşmak için savaş hazırlıkları yapmak zafer elde etmek için fiilî duadır. Allah takdir ettiyse zafer kazanılır, etmediyse kazanılmaz.

Tarlaya tohumu saçtıktan sonra toprağı sulamamak veya diğer gerekli işlemleri ihmal etmek, fiilî duayı eksik bırakmak demektir. Bu durum, tohumların yeşermemesi için yeterlidir. Allah’ın takdiri bu yönde tecelli eder. Çünkü bir şeyin olmasını sadece istemek, Allah’ın bu sonucu meydana getirmesi için yeter sebep teşkil etmez. Fiilî duayı tamamlamak gerekir: bu da, örneğimiz dikkate alınırsa tohumları ektikten sonra, başta sulama dahil gereken tüm işlemlerin eksiksiz yapılması demektir. İşte, ancak tüm bunları yapan bir kişinin, tohumların yeşermesi ve meyve vermesini beklemeye hakkı olabilir. İşte tevekkül, bu beklemenin adıdır.

Nitekim hadis-i şerife göre devenin kaybolmasını önlemek için deveyi önce bağ-lamak, ondan sonra Allah’a tevekkül etmek gerekir.

Kul, fiilî duasını gücü ve iktidarı dahilinde olan her işte gösterir. Neticeye ulaşmak için Allah’a dayanarak gerekli her adımı atar. İşinin gerektirdiği “alın teri”ni döker. İşine hakkını verir. Elinden gelen hiç bir gayreti esirgemez. Neticeyi ise Allah’ın takdirine bırakır. Sonuçta ulaştığı nimeti Allah’tan bilir.

Sayfayı Paylaş!

Bu sayfayı arkadaşlarınla paylaş! ;)